26 Ağustos 2017 Cumartesi

26 AĞUSTOS 30 AĞUSTOS


         95 yıl önce bugün tepeleri ile ünlü Afyonkarahisar’da “Kocatepe”ye Başkumandan Mustafa Kemal Paşa , İsmet ve Fevzi Paşalar gece karanlığını yırtarak tırmanmışlardı.Saat 3.30…

Sakarya zaferinden sonra işte bir yıl geçmişti.Bir yıl içinde büyük bir titizlik ve gizlilikle hazırlanılmış olan taarruz zamanı gelmişti.


     Türk Ordusu Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Afyonkarahisar Kocatepe'den başlayan; Büyük Taarruz'dan dört gün sonra 30 ağustos 1922 de Dumlupınar'da, Başkomutanlık meydan savaşı ile Büyük zaferi kazandı.

       26 ağustos gecesi 3.30 da Başkumandan Mustafa Kemal Paşa,fevzi ve İsmet Paşalar Kocatepe'deydiler .Bütün Afyon ovası ayaklarının altındaydı. 5.30 da askerlere ateş emri verildi .Tek tek tüm mevziler ele geçirildi.

      Zaferi ”Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir .İleri!. komutunu alan "Kemalin askerleri " gerçekleştirmiştir. Emperyalizmin uzantısı Yunan ordusu kesin yenilgiyle yurdu terk etmiştiler.

       Ünlü yazar Falih Rıfkı Atay, şöyle demektedir ."Eğer bagımsız bir devlet kurmuşsak, özgür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak ,yurdumuzu batı'nın pençesinden ,vicdanımızı ve düşüncemizi de Doğu'nun pençesinden kurtarmışsak, bu topraklardan ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak ,nefes alıyorsak, hepsini, herşeyi ,30 ağustos zaferine borçluyuz!" 30 ağustos zaferini kim gerçekleştirdi Mustafa Kemal Atatürk!

17 Nisan 2017 Pazartesi

17 NİSAN !



17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş bayramının 77 yıldönümünde Köy Enstitülü Öğretmenlerimi saygı ve özlemle selamlıyorum...Yaktıkları ışıklar sönmesin dileklerimle...
DİYOR Kİ TOROSLARIN SANA BENZEYEN YÜZÜ*
Onlar Anadolu'nun kara bağrında kara kuru ,çelimsiz çocuktular.Onların babaları ,dedeleri paşa,anneleri sultan değildi.Onlar gözlerini köşk kitaplıklarında açmadılar,onlar gözlerini saman sarısında ,tezek ahırında açtılar.Bir ışık doğdu onların çocukluklarında Anadolu'da; Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç ışığı ...Yirmi bir tane çoban ateşi ışıldadı ,yurdun dört etrafında ..Işıldadı yüzler,karanlık aydınlığa dönüştü; Onlar Mahmut Makal ,Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mehmet Başaran ,Dursun Akçam ,Pakize Türkoğlu oldular...Edebiyatımızda, sanatımızda, bilimimizde unutulmaz eserler verdiler...
Nerede çocuk gözlü tomurcuklar,ıslak çimenler
gökyüzünü yeniden yaratan kuş sesleri?
çicek sulayan,ocak tüttüren;
yaşamı nakışa,sevince dönüştüren
milyonlarca insan?..
Çığlıklardan ve acılardan
bir kül yığını bıraktı Hitler...
Gittikçe derine işleyen
kapanmaz yaralar Musolini
Onların yolunu tuttu işte bizdeki çömezler.
Nasıl alkışlamıştık Karl Ebert'i Hasanoğlan'da
lanetleyerek savaşı ve diktatörleri,
saçlarından tarihe
ışıklar düşüren Karl Ebert'i
Nasıl dokunmuştu açık hava tiyatrosunda
ışıltısına bin yılların.
Doğrulmuş nereye bakıyordu güvenle
İstasyon Tepesi'nden
Rodin'e merhaba deyip
Bozkıra Tohum Saçan Köylü Yontusu
Neler oluyor şimdi ülkede...
Neyin başkenti gayrı Ankara
Neden çekip gitti Karl Ebert
Sürüklenen kimlerdi Şevket Aziz Kansu'yla
Niçin yıkıldı Tohum Saçan Köylü
Özü öze bağlayann Tonguç nerede
Hürriyet,serbest seçim,demeokrası
Ya pis bir konu gibi yayılan korku'
Okuyor musun gazeteleri?
"Peker muzır faaliyetler ezilecek dedi"
"Sirer'e göre tehlike sanıldığından da büyük"
"korkunç ifşşaat: her köy kolhoz olacaktı..."
"Hasan Ali -Kenan Öner Davası..."
"Fesat yuvaları kapatılacak..."
Dünyada biten savaş bizde başlıyor sanki
Okuyor musun gazeteleri?
Bak ,ne diyor Marko Paşa'da
Sabahattin Ali:
"Tekrar yabancı sermaye köleliğine girmeyi özleyenler,
en iyi vatansever rölündeler...
On sekiz milyona irfan nurunu götürebilmek yolunu tutan
İçerde ve dışarda ,dostun düşmanın hayran olduğu hür
düşünce ve çalışma yuvaları,Köy enstitüleri,atılan
tırpanla,Ortaçağ müesseseleri haline getirilmek üzere"
Neleri biçecek daha o tırpan
Okur musun gazeteleri?
Susturuluyor ince hünerlerle
Türkülere yürüyen özsu
Ve Kızılcullu'da, Savaştepe'de,Ortaklar'da
Kostak kostak yere diz vuran özlem
Ve Arifiye'de ,Cılavuz'da ,Gönen'de
Patlayan güllere dönen sevgi
Susturuluyor tüm Enstitülerde
Binlerce kolla
Anadolu'ya sarılan imece
Umuda düşlere batırıyorlar dişlerini
Taç yapraklarına tanyerinin
ilk balyoz Hasanoğlan'a
Konma bülbül konma
kırık dallara
Diyor ki Torosların sana benzeyen yüzü
Diyor ki ardıcı, çamı, yarbuzu
Çok gördük ihaneti
Tanıktır zamananın kardeşi Deliorman
Serez çarşısında asıldı Bedreddin
Sivas çarşısında Pir Sultan
Diyor ki Prometheus yüzlü Tonguç
Rüzgar ne değin sert eserse essin
Dağ başlarında dimdik durur meşeler
Aksu'da limon ağaçlarını kestiler
Kanıyor Milo Venüsü'nün kırık kolu
yüreğime döküldü
Gelinlğini dokuyan ak çiçekler
Diyor ki zamana dayanıklı taşlar
gördük Mussolini'nin Hitler'in sonunu
Tekin değildir Anadolu
Pir Sultan ölür ölür dirilir
Senden de Hızır Paşa senden de
Gün gelir hesap sorulur.
*Mehmet Başaran "Sis Dağının Başında Borana Bak Borana"

21 Mart 2017 Salı

21 MART DÜNYA ŞİİR GÜNÜ



21 Mart Dünya Şiir Günü bildirisini, PEN 2017 Şiir Ödülü'ne değer bulunan Egemen Berköz kaleme aldı: "ŞİİR DOĞRUYU SÖYLER"
"Günümüzde insanlık sömürgeci kapitalizmin elinde usunu yitirmiş görünüyor.
Alevler arasında kalmış bir akrep gibi kendini sokup öldürmek üzere.
Üstünde yaşadığımız gezegenin tüm varlıkları, varsıllıkları yağmalanıyor.
Doğanın dengesi bozuluyor doymayan mideleri doyurmak için.
İnsanlar açlıktan ölüyor yoksul ülkelerde, halklar aldatılıyor, birbirine düşürülüyor.
Ve yalan bulutları yayılıyor milyarlar olan biteni görmesin, anlamasın diye.
Ülkemiz de payını aldı, alıyor elbet bu şeytansı kurgudan.
Kurtuluş Savaşı’yla, kurduğu Cumhuriyet’le tüm sömürge ulusların umudu olan ülkemiz bir büyük yalanın tuzağında kıvranıyorsa bugün, ondan.
İşte, bu karabasan ortamında tek umut şiirdedir.
Çünkü bir gezgindir şiir, bir araştırmacıdır.
İnsanın ve toplumun kılcal damarlarında gezinir, en eski çağlardan uzak geleceğe uzanır.
Gerçeği arar.
Bir büyücüdür şiir.
İnsanlığın en büyük varsıllığı dillerin sözcükleriyle güzellikler yaratır.
Çirkinliklere, kötülüklere karşı direnme gücü verir.
Bir bilicidir şiir.
İnsanlara gerçeği gösterir.
Şiir doğruyu söyler.
Yalan bulutları arasından bir ışık parlıyorsa,
Bilinsin ki o şiirdir."
Egemen Berköz
Tüm şairlerin, şiire gönül verenlerin ve şiirseverlerin günü kutlu olsun.

8 Mart 2017 Çarşamba

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

    


 Nesiller boyu aşağıdaki sözlerle kadın- erkek sözde eğitildi ;bu yüzden kadın ötekileştirildi ,dövüldü ,sövüldü ve öldürüldü...Bugün 8 mart "Dünya emekçi kadınlar günü" kutlama değil anma ve direnme günü...Anıyorum ,direniyorum...

"Kızını dövmeyen dizini döver.."
"Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik bırakma.."
"Pişmiş aştan, dövülmüş kadından zarar gelmez.."
"Üç öğün kötek, bir öğün yemek.."
"Dövülmeyen kadın, tımarsız ata benzer.."
"Dişi köpek kuyruğunu sallamazsa, erkek köpek peşine düşmez.."
"Avradın kazdığı kuyudan su çıkmaz.."
"Kadında vefa, borçluda sefa aranmaz.."
"Babaya dayanma, karıya güvenme.."
"Gül dalından odun, beslemeden kadın olmaz.."
"Kızı serbest bırakırsan, ya davulcuya, ya zurnacıya varır.."
"Erkeğin iyisi işinden, kadının iyisi döşeğinden belli olur.."
"Erkek iş başında, kadın aş başında belli olur.."
"Her kadının pişirdiği yenilmez, diktiği giyilmez."
Avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var, buğday unundan keş yapar.."
"Her buluttan yağmur yağmaz, her karıdan oğlan doğmaz.."
"Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün.."
"Erkek olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun.."
"Oğlan anası raf elması, kız anası ahır danası.."
"Kız elin, oğlan evin.."

24 Ocak 2017 Salı

UĞUR MUMCU


24 ocak 1993 .....Saygı ,sevgi ve özlemle anıyorum....
    
    Uğur Mumcu'nun hain terör ve tuzakla aramızdan ayrılışının yirmidördüncü yılı. Özlemle anıyoruz yine unutmadan, unutturmadan. Uğur Mumcu ile ilgili pek çok kitap, yazı yazıldı ama benim en çok severek okuduğum Sevgi Özel'in "Uğur Olsun!" adlı kitabıdır. Sevgi Özel kitapta hem Mumcu'nun  hayatını, hem mücadelesini öyküleştirerek anlatır. Ben de her 24 Ocak'da tekrardan okurum. Çocuk, genç, eş, baba Uğur Mumcu vardır bu kitapta, her yaşta halkının gözbebeği olan Uğur Mumcu. Sevgileri, tutkuları, herşeyi ile bizden biri Uğur Mumcu vardır bu kitapta...


Uğur Olsun/Sevgi Özel
Bilgi Yayınevi/Birinci ve İkinci Basım Ocak 2003/517 sayfa


Yaşantı

29 Ekim 2016 Cumartesi

CUMHURİYET BAYRAMI


En büyük bayramımız kutlu olsun ...
Cumhuriyetimizin 93.yıl dönümünü Kutluyoruz. Kimler; bizler Atatürkcüler, Atatürk cumhuriyetcileri.
Bugün her cumhuriyet bayramından daha çoşkulu ve daha katılımcı kutlamalıyız  .Atatürk cumhuriyetini her geçen gün yok etmeye çalışanlara , cumhuriyeti numaralandırmaya kalkışanlara karşı.
Bayramı kutlanan tek yönetim biçimi cumhuriyettir.Onun içindir ki en büyük bayram “Cumhuriyet Bayramıdır”.
Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti:
Yok edilme tehlikesiyle ortaya çıkmış;tarih bilinçiyle çelikleşmiş,adını ve yazgısını değiştirmiş;enkaz üzerine kurulmuş bir halk devletidir.
Anadolu halkının,ülkeyi ele geçirmek isteyen yayılmacı,anamalcı,sömürgeci devletlere karşı başlattığı savaştaki hedefi tam bağımsızlıktı.  Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla elde ettiğini bağımsız devletin yönetim şekli "Cumhuriyet"tir.
Halkla kaynaşıp bütünleşmenin,yönetimde ayrıcalıkların kaldırılmasının adıdır.
Bir yönetim devrimi olup Atatürk devrimlerinin temelidir.
Bağımsızlık ve laiklik temel ilke olduğu gibi çağdaş uygarlık hedeftir.
Özgürlükçü ve aydınlanmacı bir yönetsel yapılanmadır.

Türkiye  Cumhuriyeti: Atatürk’ün deyimiyle” İlelebet Cumhuriyettir”.Bu  görüş sevr özlemcilerinin,onu dayatmak isteyen küreselcilerin, gericinin ,yobazın, bağnazın korkulu düşüdür.

Laiklik karşıtı eylem ve söylemleri kanıtlanmış iktidarlarla cumhuriyet Bayramı kutlama durumunda olduğumuz unutulmamalıdır.
Oysa laiklik cumhuriyetimizin olmazsa olmazlarındandır.
Sonsuzluğa değin Atatürk cumhuriyeti,hep cumhuriyet diyorsak:Laikliğin çicekleri;halkın gönlünde ,halkın düşüncesinde ,halkın yaşantısında açana değin  mücadele etmeliyiz.
Çağdaşlıkta, özgür  düşüncede ,özgür vicdanlarda en güzel ürünler ancak devrimci cumhuriyette yaşanır.YAŞASIN ATATÜRK CUMHURİYETİ!
Arzu Sarıyer
http://arzusaryer.blogspot.com.tr/2016/10/cumhuriyet-bayrami.html

19 Eylül 2016 Pazartesi

OKULLAR AÇILIRKEN

              Okullar açılırken ömrünün büyük bir bölümünü eğitim -öğretim içinde geçirenlerden biri olarak yine heyacandayım.Yedi yaşında bir kız çocuğunun heyecanı ile ,yirmibir yaşında yeni öğretmenin heyecanı ile ,yirmi beş yılını tamamlamış öğretmenin heyecanı ile ,çoktan emekli olmuş öğretmenin heyecanı ile içim kıpır kıpır.Hafta boyunca anılarla yaşanacak ne çok yaşanmışlıklar olacak kimbilir...Aşağıda bir anı paylaşıyorum. Blog dünyasına yeni girdiğim yıllarda yazdığım blogcudaki bir yazım.Ne çok titremiş kalemim ,yazım hataları ile dolu.

         Yeni Eğitim ve öğretim yılı başarı ve mutluluk getirmesi dileklerimle ,kıvanç dolu olsun...
   
     
      "Bugün 2008-2009 Eğitim ve öğretim Yılı Başlamış oldu.Öğrenci , öğretmen, veliler büyük sevinç ve heyacanla okullarına kavuştular.

       Adları emekli olmakla  örgün eğitim kurumlarında olmayan bizler de aynı heyecanı her yıl duyumsuyoruzAma eğitmek ve öğretmekle ama anılar denizinde duyumsayarak.

       Bugün ben her ikisini yaşıyorum. Hem öğretmeye devam hemde anılarımı yaşamaya. Zaman zaman burada sizlerle paylaşacağım.

          Şimdi birini paylaşıyorum.

        Yıl 1997 Yılı dünya capında Unesco  Hasan Ali YÜCEL Yılı ilan etmişti.   Dünya Etkinliklerini yıl boyunca sürdürmüştü.  Milli Eğtim Bakanlığı bize de emir vermişti.  Hasan Ali Yücel'i tanıtın diye. Büyük bir sevinç ve heyecan duyarak başladım öğrencilerime tanıtmaya. Nasıl tanıtmam gelmiş geçmiş en devrimci Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanını. En uzun süre bakanlık yapmış 7 yıl 7ay 7gün görev yapmış .Köy Enstitülerinin kurcusu  ,İsmail Hakkı Tonguç'la birlikte. Dünya klasiklerini okuyucuya buluşturan bakan.
Daha pek çok devrimci eğitim çalşmaları. Rahmetli ; Köy Enstitüleri aşığı Mustafa Ekmekçi köşesinde derdi ki "Dünyanın en güzel gözlü bakanı". Öğrecilere tanıtıyorum da bir de öğretmenler odasında öğretmen arkadaşlarımla paylaşayım istiyorum.Yine bir gün başladım anlatmaya bir arkadaş dinledi dinledi sonra demesin mi; öğrtemenim ne zaman çalıştı? ben onunla hiç çalışmadım.(yaş 30 lu yaşlar)
          Siz    düşünün öğretmenlerimiz değerlerimizi ne kadar tanıyor."

http://arzu55.blogcu.com/okullar-acilirken/4

2008-09-08 00:57:00